logo

reklam

KAHRAMANMARAŞ , 12 ŞUBAT İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ SAYIN AKİF BULUT’LA

KAHRAMANMARAŞ , 12 ŞUBAT İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ SAYIN AKİF BULUT’LA

SÖYLEŞİ : Kadir ARSLAN

      ——Sizi tanıyabilir miyiz?

–1977 yılında Kahramanmaraş’ta dünyaya geldim. İlk ve orta öğretimi burada tamamladım. Üniversiteyi 100 yıl üniversitesi Eğitim Fakültesi Kimya öğretmenliğinden 2000 yılında mezun oldum.  Aynı yıl Şanlıurfa2nın Hilvan ilçesi Uzuncuk köyüne sınıf öğretmeni olarak atandım. 2001 yılında Kahramanmaraş’a tayinim çıktı. Kahramanmaraş Sütçü İmama Üniversitesinde Kimya dalında yüksek lisansı kazandım, böylece 2001 yılına Kahramanmaraş’a öğretmen olarak tayınım çıktı. 2004 yılında yüksek lisansımı bitirdim ve 2005 yılında Kahramanmaraş merkezde Şehit Evliya İlköğretim okulunda müdür yardımcısı olarak göreve başladım. Daha sonra 2009 yılında kimya öğretmeni olarak Mehmet Gümüşer Anadolu lisesine atandım. Ve yine aynı yıl Erdem Beyazıt Anadolu lisesine müdür yardımcısı olarak atandım. Daha sonra eşimin mazeretinden dolayı,  2013 yılında Ankara’ya tayın istedim. Ankara’da çeşitli okullarda yöneticilik, Kırıkkale Yahşihan, Ankara Çubuk ve Keçiören ilçelerinde şube müdürü olarak görev yaptım 2017 yılından itibarinde 2019 yılına kadar da Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Öğretim Yurt dısşı Eğitim genel müdürlüğünde çalışmaktayken 2019 yılı Ekim ayının 16sında 12 Şubat İlçe Milli Eğitim Müdürü olarak göreve başladım. Şu anda görevime devam etmekteyim.

—- Elinizde imkan olsaydı eğitim de en önce neyi değiştirmek isterdiniz?

— Elimizde imkan olsaydı eğitimde ilk değiştirilecek olan öğretmen yetiştirme metodu. Bizim eğitimde ki en önemli sorunumuz kaliteli, nitelikli öğretmen yetiştirme sistemimizin olmaması. Bunun da olumsuz olarak eğitim sistemimize yansıması sonucunda şu an ki maalesef eğitim sistemimizde bazı problemleri ortaya çıkartmakta.

—– Nasıl bir değişim?

——Eğitim sistemimizde ki en büyük problemlerden birisi iyi bir öğretmen yetiştirme sistemimizin olmaması, örneğin, öğretmen dediğimiz zaman öğretmen fikri hür, vicdanı hür insan demektir. Öğretmen sınıfa girdiği taktirde yapmış olduğu mesleğin kutsiyetini almayan ve öğrenciyi gelecek nesilleri temsil edecek öğrenciyi bir kuyumcu hassasiyetiyle onu işleyen, ona yön veren bir anlayışa sahip olması gerekiyor. Ahlaklı, ilkeli mesleğini seven, içinde insan sevgisi olan, insana değer veren, insanın gönüne giren bir ahlaki yapıya sahip olması gerekiyor öğretmen olacak kişinin. Dolayısıyla öğretmen denildiği zaman bir kişi öğretmen olmaya karar verdiğinde her türlü zorluğu, her türlü fedakarlığı kabullenmiş demektir. Yani bu meslek düz bir memuriyetlik değildir Dolayısıyla öğretmen bir nesli inşa ettiği için en önemli ayağın eğitim sisteminde öğretmen olması gerektiğini düşünüyorum.  

——Sayın Müdürüm, sizce iyi bir öğretmen nasıl olmalıdır?

—–İçinde insan sevgisi olan, insana değer veren, yaratılmışların en şereflisi olan insanı eğiten bir kişi olduğunun farkında olması gerekir. Öncelikle meslek ahlakı olması gerekir. Mesleğini çok sevmesi lazım. Meslek ahlakından kastımız, yaptığı işin yeryüzünde ki en önemli mesleklerden biri olduğunu hitap ettiği kitlenin bir insan olduğunu insanı eğittiğini, ve insanı en zirveye çıkarması gerektiğinin bilincinde olarak, işini sevmesi gerekiyor. Mesleğinde ki her türlü hassasiyeti gözetmesi gerekiyor. Sınıfa girdiğinde, Nurettin TOPÇUNUN dediği gibi, bir mabede girer gibi sınıfa girmesi gerekiyor öğretmenin. Yetiştireceği gençliğin gelecekte ki nesilleri teşkil edeceğini, ülkenin kalkınmasında ki ve ülkenin kültürünün aktarılmasında yetiştirmekte olduğu neslin devam ettireceğini düşünmesi gerekir. Bu hassasiyetle her türlü titizliği mesleğinde göstermesi gerekiyor.

——-Sizce iyi bir öğrenci nasıl olmalıdır?

——- İyi bir öğrenci, tabi ki öğrenci demek talep eden demektir, öğrenci talep eden olmalıdır, öğrenciye zorla bir şey öğretilmez. Öğrenci ilim erbabının ne kadar değerli olduğunu bilmesi gerekir. Bir öğrencinin kesinlikle hiçbir öğretmenine saygısız olmaması gerekir. Bizim geleneklerimizde bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum anlayışıyla öğretmenine o gözle bakması gerekir. Ve çağın her türlü şartlarını bilen, kendi kültürünü bilen, kendi dinini bilen, kendi tarihini bilen ve bu çerçevede okumalar yapan aynı zamanda  tabi ki hangi mesleği seçmek istiyorsa o kendi istidadına göre yönelmesi gerekir. Evvela iyi bir öğrenci çok okuması lazım. Hayata kendisini hazırlaması gerekiyor. Hayatta her türlü zorluklarla karşılaşacağını bilmesi gerekiyor. Hayatın zorlukları karşısında yetenekleri doğrultusunda kendisini yetiştirmesi ve eğitimini o yönde alması gerekiyor.

—— Öğretmen olmak isteyen gençlere ne gibi tavsiyeleriniz var?

——– Öğretmen olmak isteyen gençlere şunu tavsiye edebiliriz, bir kere öğretmenliğin diğer meslekler gibi olmadığını, öğretmenliğin çok kutsal bir meslek olduğunu, hatta, öğretmenliğin Peygamberlik mesleği gibi değerli olduğunu, çünkü Peygamberlerinde bir rehber, bir öğretmen olduğunu hatırlatmak gerekiyor. Bir mühendis bir binayı yapar, bir yolu yapar, bir elektrik mühendisi bir dairenin elektrik projesini çizer, bunlarda bir hata olduğunda tekrar düzeltilebilir. Ama bir insan şekillendirilirken, yetiştirilirken öğretmenin elinden geçtiğinden dolayı, eğer bir insanı, bir nesli yanlış yetiştirirsek, yanlış bir şekilde eğitimden geçirirsek o nesil hem toplumu, hem de ülkenin geleceğini mahveder. Şunu söylemek lazım gençlere, bir medeniyeti ve devleti kuranda batıran da muallimlerdir. Muallimi iyi yetiştirirsek, iyi öğretmen olursa o ülkede huzur olur, bereket olur. Eğer o ülkenin muallimlerine o ülke değer veriyorsa o ülkede bilgi olur, hoşgörü olur, başarı olur. Ama bir ülkenin muallimleri değersizse, muallimler gerçek muallimlik yapan insanlar değilse ülkede huzursuzluk olur, rüşvet olur, her türlü kötülükler ortaya çıkar. Dolayısıyla bir medeniyeti yapan muallimlerdir, bir medeniyeti batıran da muallimlerdir. Muallimlerin değeri arttıkça o ülkede refah artar, muallimlerin değeri azaldıkça o ülkede huzur ve refah azalır.

——- Sizce eğitimde başarı ve kaliteyi artırmak için neler yapılmalıdır?

——-Şu an ki eğitimden kastımız ne onu anlayamıyoruz. Eğitim insanın davranışlarında istemli değişiklik yapmaktır insan davranışlarında. Birde öğretim var, fenni ve teorik  bir bilginin öğrenciye aktarılmasıdır. Eğitim ise davranışlarında , fikrinde değişiklik yapmaktır. Şimdi biz eğitim ile öğretimi son zamanlarda karıştırdık. Öğretime odaklandık. Ve öğretime odaklandığımızdan dolayı, sadece ve sadece dört şıktan ibaret testle, tostla öğrencilerimizi yetiştiriyoruz. Bu tamamen öğretim tüketim de odaklı olduğu için şu anda neslimizin geldiği nokta bu. Ama her insan eğitilebilir. Her türlü vahşi hayvan eğitilebildiğine göre insan neden eğitilmesin. İnsan da eğitilebilir. Eğitim nerede başlar, Eğitim hiçbir zaman bitmez. Eğitim anne karnında başlar, ailede başlar, sokakta olsun, mahallede olsun, camide olsun, okulda olsun hayat boyu eğitim devam eder. Eğitim ölünceye kadar devam eder. Biz bu eğitimi ikiye ayırırız, bir örgün eğitim, diğeri de yaygın eğitim. Örgün eğitim binaların içerisinde öğretmen eşliğine yapılan eğitime örgün eğitim deriz, yaygın eğitim ise hayatın her safhasında insanın öğrenmiş olduğu ailesinden, çevresinden, medyadan , sosyal medyadan öğrendikleri nede yaygın eğitim deriz. Dolayısıyla eğitimin değeri şöyle anlaşılması gerekir ille bir öğrencinin devlet kapsında bir yerde üniversite bitirmesi gerektiği anlamında da değerlendirmemek lazım. Toplumda her türlü sınıf var. Allah’u  teala toplumda ki her türlü sınıfı yaratıyor. Kimi terzi oluyor, kimi fırıncı, kimi elektrikçi oluyor, kimi doktor oluyor, kimi mühendis oluyor. Biz eğer neslimizin tamamını bir mesleğe odaklandırdığımız zaman orda büyük bir hüsran olur. Çünkü Allah o dengeyi öyle yaratıyor. Sonuçta insanları eğitirken tabi ki kimisi akademik anlamda başarılı olacaktır , Onları her türlü destekleyerek zirveye kadar taşımak gerekiyor. Bazı insanımızın da akademik anlamda bir kapasitesi yok, çalışma noktasında ciddi bir gayreti yok o öğrencilerimizde mesleki hayata yönlendirmemiz gerekiyor. Belki de onların rızkı o şekilde. Allah herkese farklı bir rızık kapısı açmıştır. Sonuçta o dengeyi toplumlar kendi içerisinde kurması gerekiyor. Yoksa bütün çocukları okutmaya kalkarsak 24 -25 yıl bir öğrenciyi örgün eğitim hayatının içerisinde tutup hiçbir meslekle ilişkilendirmediğimiz takdirde yarın bugün ciddi manada sorunlarla karşı karşıya kalabiliriz. Çünkü toplumda belli işleri yapacak insanlarda lazım. Bundan dolayı eğitim noktasında öğrencilerimizi iyi yönlendirmemiz lazım. Akademik yönden başarılı olan öğrencilerimize maddi manevi her türlü desteği vermemiz lazım. En üst eğitim alanında desteklememiz gerekiyor. Gerekiyorsa yurt dışında olsun, doktora olsun, yüksek lisans olsun. Akademik anlamda başarılı olmayan öğrencilerimizi de uygun mesleklere yönlendirmemiz gerekiyor. Bunlarda toplumda ki ara elaman vasfını yerine getirmeleri gerekiyor.

———-Şu anda 12 yıl zorunlu eğitim mevcut mu?

———-Ş u anda liseyi bitirinceye kadar 12 yıl zorunlu. Bu öğrenci 18-19 yıl bir eğitim sisteminin içerisinde kalmak zorunda.

———- O yaştan sonra da her hangi bir ustanın yanında çırak ve kalfa olarak çalışması mümkün değil. Sanat erbabı insanlardan duyduğumuz en büyük şikayet mesleklerini devam ettirecek çırak ve kalfa bulamamaları.

——-  Bizim en büyük sorunlarımızdan biri bu. Tabi ki çocuklarımıza orta öğretim, lise öğretimi yaptıralım ama bu körü körüne dört duvar arasında 40 kişilik sınıflara koyup başına da öğretmen dikip bunlar ister öğrensin ister öğrenmesin sınıf atlayaraktan 18-19 yaşına kadar orada tutmak hem nesile zulümdür, hem gençlere zulümdür, hem millete zulümdür. Ama biz onları özellikle mesleki eğitimleri güçlendirerek tabi ki yine biz onlara lise diplomasını verelim, özellikle zorunlu ilk ve orta okuldan sonra biz bunları uygun mesleklere yönlendirebilirsek aynı zamanlarda belli saatlerde orta öğretimde teorik dersler alabilir mesleği ile iç içe , örneğin ben şöyle düşünüyorum, öğrenci akademik yönde başarılı değil, liseyi okuyacak düzeyde değil, bizim şu anda orta okullarda yönlendirme yönergesi var, yönlendirme yönergesinde bu öğrencinin hangi kabiliyetlerde olduğunu rehber öğretmeni, sınıf öğretmeni ve bu öğrencinin dersine giren öğretmenlerimiz bu öğrencinin akademik başarılarını, kabiliyetlerini biliyorlar ancak onların tavsiyesi sadece tavsiye niteliğinde kalabiliyor. Bu öğretmenlerin görüşleri bağlayıcı olsa, kesin olsa veli ne yapar orta öğretime çocuğunu götürmez.

Öğrenci yine eğitimden kopmasın belli saatlerde öğrenciyi bir esnafla ilişkilendirip alacasğı ücretin bir kısmını ve sigortasını devletin karşılaması , o alanla ilgili başlarına bir rehber tayın edip devamlı takipde kalarak bu çocuk o iş yerinde bu mesleği öğreniyor mu, öğrenmiyor mu diyerek onunla ilgili bilgi notları girerek bu öğrencimize bir orta öğretim diploması verelim. Bunda bir zarar yok. Ama öğrencimizi alıp dokuzuncu sınıftan 12 sınıfa kadar dört yıl boyunca hiçbir meslekle ilişkilendirmeden Bunu dört duvar arasında tutmamız bütün cemiyetimize yazık. Bizim şu anda en zorlandığımız nokta eğitim, öğretim hayatımızla sanayi iş birliğini tam anlamıyla gerçekleştirememiş. Maalesef orada tam bir koordinasyon sağlayamadığımız için öğrencileri tam bir eğitimden geçiremiyoruz. Sıkıntılarımızdan birisi bu.

———Meslek yaşamınızda başınızdan geçen ilginç bir anınız var mı?

——— Biz öğretmenlerin en güzel anıları şu oluyor herhalde, yetiştirdiği öğrencilerin daha sonra belli mesleklere geldiğinde karşılaştıklarında , “Hocam nasılsınız? Beni hatırladınız mı? “ şeklinde ki tavırları bizleri o kadar duygulandırır, o kadar mutlu oluruz ki. Belki de iyi ki öğretmen olmuşum dedirtecek şekilde, güzel görüntüler ortaya çıkıyor.

—————Gazetemiz vasıtasıyla öğrencilere ve öğrenci velilerine bir mesajınız var mı? ————- Öğrencilere ve velilere mesajımız şu;  öğretmenlere güvensinler, okullarımıza sahip çıksınlar, öğrencilerini mutlaka ve mutlaka takip etsinler, kimlerle arkadaşlık yapıyorlar, hangi sosyal medyalarda dolaşıyorlar, bilgi sahibi olsunlar. Her öğrencimiz bizim için çok kıymetlidir. Her öğrenci akademik anlamda başarılı olmaya bilir, ama ilkeli olmak, bu ülke uğruna her türlü fedakarlığı yapacak bir yapıya sahip olmaları gerekir. İlle hepsinin üniversiteyi okuması şart değil. Bütün öğrencilerimize hayat boyu başarılar dilerim.

 

Share
0 Kez Görüntülendi
#

SENDE YORUM YAZ